Latmos’ta Kamp ve Karia Yolunun 8000 Yıllık Tarihine Yolculuk

  • Hareket yeri:

    Meltem Camii Adliye Arkası

  • Tahrı:

    19/10/2019

  • Saat:

    00:00:00

  • Uzunlğu:

    18 Km

  • Rehber:

    Tuncer koç

  • Share:

Acıklama

LATMOS’TA BAFA GÖLÜNDE KAMP VE KARİA YOLUNUN 8000 YILLIK TARİHİNE YOLCULUK
Bafa Gölü’nün kıyısında yer alan Latmos (Beşparmak) Dağları, Anadolu’nun kutsal dağlarından biriydi. Antik dönemde Karia bölgesinin kuzeybatı ucunda yer alan İonia ile sınırını oluşturan bu dağlar, günümüzde Kuzeyde Aydın, güneyde Muğla illerinin sınırları içerisinde kalmaktadır.
Mitolojik hikâyelere ev sahipliği yapmış olan Latmos (Beşparmak) dağının eteklerinde antik çağda körfez olan Bafa Gölünde bölgenin en güzel yürüyüş parkurunda yürüyüp 8 bin yıllık tarihe yolculuğa çıkıyoruz.

Hareket :18.10.2019 Cuma
Hareket saati: 23.30
Hareket Yeri: Meltem Camii, Adliye yönü, Meltem Adliye binasının arka tarafından hareket edeceğiz.

İletişim :
İletişim : Tuncer koç 0539 246 85 23

Klb. Bşk. : Muharrem Koç 0532 661 56 67

19 Ekim 2019 Cumartesi

( 1.Gün ) - Karahayıt - Gölyaka Karia Yolu Doğa Yürüyüşü...

Kahvaltı sonrası Karahayıt köyüne araç transferi. Köyü merkezinde başlayan yürüyüşümüz Latmos’un büyük kaya blokları arasında, asırlık zeytin ağaçları ve Bafa gölü manzarası altında devem ediyor. Büyük kaya blokları altına gizlenmiş Neoletik dönem kaya resimlerinden Kerdemlik mağarasını görüyoruz. M.Ö 5-6 binlerin ilk çeyreğine tarihlendirilen Kaya resimleri iyi korunmuş olmaları dolayısı ile Türkiye’nin en önemli arkeolojik alanları içerisinde. Neoletik kaya resmi sonrasında göl manzarası eşliğinde öğle yemeği için piknik ve dinlenme molası.
Mola sonrasında kısa bir yürüyüş ile bu sefer Bizans dönemine ait Yediler Manastırı ile karşılaşıyoruz. Beşparmak dağlarının gizemli coğrafyası üzerinde saklanmış olan manastırdan muhteşem göl manzarası görülebilir. Manastır yakınlarında bulunan freski gördükten dinlenme

*** Akşam konaklama ve akşam yemeği Kapıkırı Köyünde (Bafa Gölü) Kenarında Çadır veya Pansiyon Şeklinde olacaktır..

**** Not : ! Gün Ekibe Göre Beşparmak Dağları Latmos dağı Tekerlek Zirvesi ( 1.375 mt.) de yapabiliriz...

20 Ekim 2019 Pazar

( 2. Gün )Kapıkırı Köyü- Herakleia – Latmos Doğa Yürüyüşü

Kapıkırı köyü ile iç içe olan Antik Herakleia kenti kalıntıları arasında başlayan yürüyüşümüz bizi Latmos (Beşparmak) dağının eteklerine doğru götürüyor. Yürüyüşümüz boyunca Latmos’un ilginç kaya oluşumları ve asırlık zeytin ağaçları bize eşlik ediyor. Bafa Gölünün muhteşem manzarasını da unutmamak gerek. Büyük kaya blokları arasına gizlenmiş Latmos antik kentinin koruma duvarları karşılıyor bizi. Antik kente girmeden hemen önce erken Hıristiyanlık dönemine ait İsa mağarasını (Christos freski) ziyaret ediyoruz. Sonrasında Latmos antik kentine doğru devam ediyoruz. Latmos’u M.Ö 350lerde Herakleiaya taşıdıklarında kentten çok fazla bir şey kalmamış ancak kendin koruma duvarlarının bir kısmı halen ayakta. Kentin içerisinde başka bir Bizans freski olan Pantakrator bizi karşılıyor.
Fresk sonrasında zeytin ağaçları altında muhteşem göl manzaralarıyla birlikte Kapıkırı Köyüne dönüyoruz. Yemek saatine kadar serbest zaman.
Halen enerjisi olan misafirler ile günü batırmak için Agora’ya yürüyoruz.
Yürüyüş: 4,5 saat

Latmos (Beşparmak) dağı;

Karialı çoban Endimiyon’un topraklarında antik Latmos (Beşparmak) dağının eteklerinde yürüyüp binlerce yıllık neolitik kaya resimlerini keşfedeceğimiz, Erken Hıristiyanlık dönemine ait Manastır ve Freskleri görüp aynı zamanda Karia uygarlığının önemli kentlerini ve kültürlerini tanıyacağımız bir yolculuğa çıkıyoruz.
Bafa Gölü`nün kıyısında bulunan Beşparmak dağları Türkiye`nin en güzel manzaralarına ve en zengin arkeolojisine sahip bölgelerinden biridir.
Antik çağda bu bölge Karia`nın İonya sınırındaki kuzeybatı ucunu oluşturmaktaydı. Bölgenin tarihi M.Ö. 6. ve 5. binyılın ilk yarısında tarihlendirilen geç neolitik dönem kaya resimlerine kadar dayanmaktadır.
Latmos (Beşparmak ), Anadolu 'nun kutsal dağlarından biriydi. Dağın her yönden görülebilen doruğu, günümüzün Tekerlek tepe çok eski bir taş, yağmur ve dolayısıyla bereket kültü yeriydi. Burada Anadolu Hava Tanrısı ile yerel bir dağ tanrısı tapınım görüyordu
Latmos Orta Çağda da kutsal bir dağdı ve manastır yaşamının merkeziydi. M. S. 7. Yüzyılda Sinai ve Arabia Felix 'ten sürülen keşişler buraya sığındılar. Buraya yapılan basit münzevi evleri zamanla manastırlara dönüştü. Şimdiye dek 13 manastırın varlığı bilinmektedir.

Bafa Gölü (Antik Latmos Körfezi)

Bafa Gölü

Bafa Gölü, Ege Bölgesinin en güzel göllerinden biri. Sahip olduğu doğasıyla, manzarasıyla, çevresini saran taşlarıyla, suyuyla, çevresinde yaşayan orkideleri, kuşları ve yılan balıklarıyla, tarihiyle, efsaneleriyle ve kaya resimleriyle belki de gökyüzünde olduğu kabul edilen cennetin yeryüzündeki temsilcisidir Bafa Gölü.

Bafa gölünü anlatmak hiç de kolay değildir aslında. Bunun için en güzeli bir kaçamak yapıp kendisini görmektir. Çünkü o sadece bir göl değil kedine has bir dünyadır. Zamanın akmadığı, çiçeklerin solmadığı bir vaha.

Bafa gölü boyu yaklaşık 15 km uzunluğunda, 5 km genişliğinde bir göldür. Aslında yeni bir göldür. Çünkü yaklaşık 3000-3500 yıl öncesinde Ege denizinin en güzel körfezlerinden birisiydi. O zamanlar Latmos Körfezi olarak bilinirdi. Ancak ırmakların en kavislisi Büyük Menderesin getirdiği alüvyonlar ile zamanla dolmaya başlar ve bir süre sonra deniz ile bağlantısının kesilmesiyle göl haline dönüşür. İşte bu nedenle eskiden gemilerin uğrak yeri olan Latmos körfezi bugün İzmir Bodrum yolu üzerinde bizi bir göl olarak selamlıyor.

Eski adıyla Latmos Egenin en önemli ve zengin bölgelerinden birisiydi. Beşparmak dağlarının eteğinde bulunan bu bölge Herakleia kentine ev sahipliği yapıyordu. Herakleia kenti kısa sürede büyüdü ve gelişti çünkü Latmos’un eteklerinden Herodot’un anlattığı gibi yağ akıyordu, birbirinden leziz ege otlarının tamamına yakını burada kendiliğinden yetişiyordu. Arapsaçı, tilkişen, silcan, turpotu, iğnelik ve daha onlarcası. İnsanlar para kazanmak için de Beşparmak dağının derinliklerinde bulunan mermerleri çıkarıp satıyorlardı. Örneğin Didim’de bulunan Apollon tapınağının mermerleri Latmosun derinliklerinden getirilmişti.

Ancak zaman içerisinde Latmos körfezi dolunca Herakleia kenti önemini kaybetti. Meydana gelen çeşitli akınlar ve istilalar nedeniyle yıkılıp terkedildi. Ama o doğal zenginliklerini hiç kaybetmedi. Çünkü Latmos çok özel bir jeolojiye sahipti. Bafa gölünü bugün çevreleyen yuvarlak şekilli kayalar milyonlarca yıl öncesinde ortaya çıktı. Patlamış bir çuval gibi duran bazen de üzerinize yuvarlanacak gibi duran magmatik kayaçlar volkanik bir yapıya sahip. Gnays adı verilen bu yapılar ülkemizde çok nadir bulunuyor. Bu nedenle Bafa Gölü ve çevresi jeolojik açıdan çok önemli bir yere sahip. Jeolojik açıdan Kula Volkanı, Göreme’deki Peri Bacalarından sonra görülmesi gereken en önemli jeolojik oluşumlardır.

Bafa gölü çevresinin taşları kadar bu taşların üzerinde, arasında ya da çatlaklarında yaşayan bitkilerde çok özel. Dünyanın en güzel bitkileri olarak kabul edilen orkide türlerinin görülebileceği en zengin yerlerden bir tanesi Bafa gölü. Sahip olduğu toprak yapısı ve iklim özellikleri nedeniyle ülkemizde yetişen yaklaşık 170 orkide türünün 1/3 den fazlası Bafa gölü ve çevresinde yetişiyor. Zeytin ağacı ise bölgenin en önemli ağacı. Binlerce yıllık zeytinler gölü çepeçevre kaplıyor. Yıllardır meyve vermekten yorulmayan bu anıt zeytinler Bafa gölünü hikayesini anlatıyorlar bize.

Efsaneye göre Latmos dağının eteklerinde Endymion adında bir çoban yaşardı. Bu çoban o kadar güzel o kadar yakışıklıydı ki ay tanrıçası Selene onu görür görmez aşık oldu. O günden sonra geceleri Selene, kanatlı atların çektiği arabasına atlar Bafa gölünün üzerinden süzülerek Latmos dağının eteklerine iner ve Endymion ile buluşurdu. Bütün gece birlikte vakit geçirdikten sonra Selene evine yani gökyüzüne geri dönerdi. Ancak ne var ki Endymion bir ölümlüydü.
Selene Endymion’u çok sevdiği Endymion’u kaybetmemek için babası Tanrıların tanrısı Zeus’a yalvardı onu ölümsüz yapması için. Zeus adaletini kaybetmemek için bir ölümlüye ölümsüzlük veremezdi. Ancak kızı Selene’yi kırmamak için Endymion’a ebedi bir uykuya yatırdı. Böylece Endymion her gece rüyasında Selene’ye kavuşabilecekti. Efsaneye göre Endymion hala Latmos dağında bir mağarada sonsuz uykusuna devam ediyor ve Selene’de onu görmek için her gece Bafa gölüne geliyor.

Yakın tarihimize bakacak olursak Bafa gölü uzun yıllar boyunca balıkçılık için kullanılıyor. Kullanılıyor ama özel bir kullanım çünkü o yıllarda Bafa Gölü bir kaç ailenin tapulu malı olarak kayıtlara geçiyor. Zaman içerisinde gölde balıkçılık yapan halk ile gölün sahipleri arasında anlaşmazlık çıkıyor. Bunun üzerine hükümet özel mülk olan bu gölü kamulaştırmak istiyor. Gölün sahiplerinden Sultan Vahideddin’in torunu Hümeyra Özbaş, yine Sultan Vahideddin’in uzaktan akrabası olan ve dönemin Cumhurbaşkanı Fahri Korutürk’ün eşi Emel Korutürk’ ü arayarak gölün kamulaştırılmamasını istiyor. Ancak başarılı olamıyor ve Bafa gölü 1978 yılında Bülent Ecevit hükümeti tarafından kamulaştırılıyor. Bu nedenle geçmişte özel mülkiyet olan bu göl diğer göllerden farklı bir geçmişe sahip.

Bafa gölü eskiden denizle bağlantılı olması nedeniyle tuzlu bir suya sahip ancak tuz oranı Tuz gölünde olduğu gibi yüksek değil. Bu nedenle gölde çok sayıda balık türü yaşıyor. Bafa gölünde yaşayan balıkların en önemlisi ise yılan balığı.
Geçmişte yılan balığı ile meşhur olan Bafa gölü günümüzde olumsuz çevre şartları nedeniyle artık daha az balık türü çıkıyor. Ancak füme edilmiş yılan balığının tadına pansiyonumuzda ne zaman isterseniz bakabilirsiniz. Yaklaşık 15-20 yıl yaşayabilen yılan balıkları ömürlerinin son dönemlerinde diğer yılan balıklarında olduğu gibi üremek için binlerce kilometre uzaktaki Saragossa denizine doğru göç ediyorlar.

Bafa Gölü, sahip olduğu eşsiz yapıdaki taşıyla toprağıyla, ölümsüz zeytin ağaçlarıyla, çiçekleriyle, böcekleriyle, kefali ve yılanbalığı ile ve son olarak efsaneleri ile sizleri bekliyor.

AÇIKLAMALAR
* Etkinliklere katılacak olanlar; isimlerini, etkinlik öncesi Cuma günü saat 16.00 ye kadar telefonla yazılması gerekmektedir ve bu saat ten sonra isim yazılmamaktadır..

ADDK, TDF (Türkiye Dağcılık Federasyonu) ye bağlı 07.027.006 / 7-321348 tescil nolu yasal bir dernek olup, faaliyetlerinde kar amacı gütmez. İşler ve etkinlikler gönüllülük esasıyla yürütülür.

* Etkinliklere katılacak olanlar; isimlerini, etkinlik bir öncesi günü ne kadar yazdırmalıdır.!

* Katılımcılar; rehber ve yöneticilerin uyarılarını dikkate almalıdır. sağlık sorun- larını ilgililere bildirmelidir.
* Rehberin izlediği rotanın dışına çıkılmaz, izinsiz gruptan ayrılınmaz.
* Etkinlik esnasında öncü rehber geçilmez, artçı rehberden geri kalınmaz.
* Grup düzen ve disiplinini bozan davranışlarda bulunulmaz. Baton hariç ellerin boş olmasına dikkat edilmelidir. Çevrenin kirletilmemesine özen gösterilir.

* Etkinlik süresince SİGARA ve ALKOL kullanılmaz.

* Gereklilik halinde rehber; parkurda değişiklik yapabilir.
Katılımcılar, doğa sporlarının tehlike ve risklerini bilerek kendi istekleri ile ADDK etkinliklerine katılırlar. Katılımcılar ADDK etkinliği süresi boyunca meydana gelebilecek her hangi bir olumsuzluk durumunda ADDK' nü veya rehberlerini sorumlu tutmayacağını, ADDK veya rehberleri aleyhinde hiçbir şekilde yasal işlemde bulunamayacaklarını kabul etmiş sayılırlar. Program dahilindeki tüm etkinlikler için bu kurallar geçerlidir

Aklınızda Bulunsun!


• Yürüyüş Botu:Yürüyüşler genelde patikalarda geçeceği için sert tabanlı ve bilekli bot tercih etmelisiniz.
• Yağmurluk: Yağmurdan koruyucu ve terinizi dışarı atabilen kumaşlı (Gore-Tex ve benzer markalar) bir mont en konforlusudur. Pahalıdır ama uzun yıllar giyebilirsiniz. Panço vari yağmurluklar su geçirmez ama yürüyüşte terletir ve içerden ıslanırsınız.
• Baş: Güneşten koruyucu, güneş gözlüğü ve şapka ya da UV korumalı kumaşlardan üretilmiş aksesuarlar olmazsa olmazlardandır.
• Polar: Serin havalarda sizi soğuktan koruyan, hafif az yer kaplayan ve yine çabuk kuruyan bir malzeme olan polar, daha konforlu bir şekilde ısınmanızı sağlayacaktır.
• Alt: Islandığında çabuk kuruyan yürüyüş için tasarlanmış pantolonları tercih etmelisiniz. Şort olabilenleri daha iyi olur. Kot pantolon kesinlikle önermiyoruz.
• Küçük sırt çantası:Yürüyüş esnasında polar, matara, krem,mayo,şort gibi kıyafet ve malzemelerinizi koyacağınız en az 25 LT kapasiteli sırt çantası. Jansport marka benzeri şehir çantaları ile gelinmesi bel ağrısına neden olabilir
• Matara: Pet şişeyi sağlık açısından önermiyoruz ama ilk yürüyüşçüler için en ideali bu. 50 cc lik metal matara da alabilirsiniz.
• Tozluk: Yağmurda çamuru, toprak yolda tozu, karda karı, sahilde kumu botunuz'un içinden uzak tutar. Pahalılarından almanıza kısa vadede gerek yoktur.
• Baton:Baton kullanmak tecrübe ister. Yürüyüşlerde sırtınızda ağır çanta varsa ve tecrübeli iseniz, sırtınıza binen yükü azaltmak, kollardan aşağıya vermek için gerekli ve yararlıdır. Ama tecrübeniz yoksa size yarardan çok zararı dokunur. Bozuk zemin üstünde yürürken ucunu nereye koyacağınızı düşünerek yürümeniz biraz zor. En iyisi bir elinize ağaç dalı alın ya da batonun tekini kullanın

• Bilmemiz gereken bir sağlık sorunu veya alerji olduğunuz her han gibi bir şey varsa lütfen bizimle paylaşın!!!