ŞEHRİN STRESİNİ DAĞLARDA BIRAKIYORUZ (Röportaj)

Türkiye Dağcılık Federasyonu Antalya Dağcılık İl Temsilcisi Muharrem Koç ile dağcılık üzerine keyifli bir sohbet gerçekleştirdik. Koç, bütün şehir stresinin dağlarda bırakıldığına dikkat çekerek, “Zirveye çıkmanın keyfine diyecek yok. Tatmak lazım” dedi.

 

 

Türkiye Dağcılık Federasyonu Antalya Dağcılık İl Temsilcisi Muharrem Koç, dağlarda sessizliğin sesini dinlemenin inanılmaz zevkli olduğunu anlatarak, “Sessizliğin tadını çıkarmak, zirveye ulaşmış olmanın mutluluğunu yaşamak, kimsenin çıkamadığı rotadan yukarı çıkmak o kadar güzel ki anlatılamaz. Bu konuşma ya da yazıya dökmekle anlatılacak bir şey değil, tatmak lazım” diye anlattı.

 

*Dağcılık nedir ne değildir?

Dağcılık bir yarışma sporu değildir bir hobidir ancak doğa ile olan mücadeledir, zirve tutkusudur, ‘Nirvana’dır, grupça hareket etmektir, bireysel hareket etmektir. Hepsini içinde barındıran bir hobidir.

 

*Dağcılığa ilgi çekebilmek için neler yapılması gerekir? Tehlikeli dağlar var mıdır Antalya’da?

Dağcılığa dikkat çekmek için çok efor sarf ediyoruz ancak Antalya’da dağcılıkla ilgili çok şanslı bir il olduğumuzu söyleyebilirim.Antalya’nın her tarafı dağlarla çevrili. 25 yıldır bu işi yapıyorum. Hala çıkmadığım dağlar var. O kadar zengin bir alternatif önümüzde ki biz hala bunun bilincinde değiliz. Her dağ tehlikelidir.

 

*Dağcılık iyi bir şey midir, iyiyse neden iyidir açıklar mısınız?

Dağcılık çok iyidir. Çünkü doğa ile iç içe oluyorsunuz kendinizle baş başa oluyorsunuz. Doğaya karşı mücadele veriyorsunuz. Bütün şehir stresini dağlarda bırakıyorsunuz. Zirveye çıkmanın keyfine diyecek yok. Bu konuşma ya da yazıya dökmekle anlatılacak bir şey değil. Tatmak lazım.

 

*Antalya’nın dağlarında neler var?

Antalya’nın dağlarında her şey var yaban hayatın zenginlikleri var. Yılkı atları bile var. Gerçi bizi görünce yabani havyanlar kaçıyorlar. Gece yabani hayvanlar dağa çıkar bizler gündüz dağa çıkarız. Heyecan verici olaylar yaşıyoruz bazen tırmanışlarda. Biz daha ziyade Güver Kanyonu’ndan,  Yukarı Karaman Şelalesi vardır 60 metre dökülür. Bu 60 metre dökülen çanağın içerisine iple sarkarak ineriz ürkütücü korkutucu heyecan verici muhteşem profesyonel bir olaydır. Aşağıda da hiç kimsenin yüzmediği doğal bir havuz vardır. Kimsenin haberi yoktur bu havuzdan.

 

*Alternatif turizm için Antalya’ya gelen yerli ve yabancı konuklara tavsiyeleriniz neler olacak? Dağcılığı alternetif turizm için tavsiye ediyor musunuz?

Avrupa’nın çoğu ülkesinde istatistiğe vurduğumuz zaman şehrin nüfusunun yüzde 50’si bir kere olsun doğa ile baş başa kalıyor. Mutlaka dağa çıkıyor. Ancak biz hala bin ve 2 bin kişileri dağlara çıkarıyoruz. Dernek sayımız şu anda 5’e çıktı. 5 dernek dahi dağcılık için yeterli değildir.  

 

*Peki, Antalya’da dağcılığa ilgi nasıl?

Dağcılığa ilgi çok güzel diyemem neden diyecek olursanız; insanlar sıcaktan dolayı fazla mücadeleci değiller. Dağcılık mücadele sporudur. İstikrar isteyen bir spordur. Süreklilik isteyen pahalı bir spordur. Botlarımız 600 liradan başlıyor. Malzemelerimiz çok pahalı.

 

*Sizin uçuk kaçık projeleriniz olduğunu duyuyoruz biraz bahseder misiniz?

Antalya Dağcılık ve Doğa Sporları Kulübü’nün (ADDK) 2’nci başkanıyım. Türkiye Dağcılık Federasyonu Antalya İl temsilcisiyim. Doğal akvaryum yapmak için proje hazırladım 6 yılda 20 devlet dairesinden onay aldım.  600 bin dolar harcadım. Antalya Koruma Kurulu "silueti bozar" gerekçesiyle "Hayır" yanıtını verdi. Projelerimi hayata geçiremiyorum. Kim olduğunuz önemli değil, kimi tanıdığınız önemli.

 

*Dağlarda ne yiyip içiyorsunuz? Kaç kişi gidiyorsunuz?

Karbonhidratlı yiyecekler götürürüz yanımızda. Dağlarda avlayıp yiyecek yemiyoruz. Avcılara da ava da karşıyız. Doğada hayvan görmek bizleri çok mutlu ediyor Nadir de olsa görüyoruz. Dağlarda 1 hafta kalırız çadır kurarız. Bu etkinliğin boyutuna ve zorluk derecesine bağlıdır. Çok zorlu dağlara gidecek olursak eğitimli dağcıları götürürüz.

 

*Peki, zirveye çıkınca ne hissediyorsunuz?

Mutluluğun ötesinde bir şey oluyor. Benim önderliğimde zirveye çıkarsam hiç kimseyi zirveye çıkarmam herkesi bekletirim. Zirveye 5 metre kala herkes el ele tutuşur hep birlikte zirve yaparız. Herkes birbirini kutlar tebrik eder sanki bayram yaparız. Gidenler zirve defterine imza atar. Bayrak diktiğimiz zirveler de olmuştur.

 

*Tırmanamadığınız zirve oldu mu?

Hava koşulları el vermediği sürece hangi dağ olursa olsun geri dönmek zorunda kalırsınız.

 

*Dağcı olmak,  dağa tırmanmak için belli kriterler gerekiyor mu?

Sağlık koşulları el veren herkesi doğaya götürüyor, yürütüyoruz. Yeter ki pabuçları güzel olsun, sağlık sorunu olmasın. Dağlara çıkmak için dağcılık eğitimlerinin alınması lazım. Dağcılık eğitimleri ücretsizdir ya da çok pahalı değildir.

 

*Antalya’da dağcılık ne durumda?

İyi durumda desem yalan söylemiş olurum. 5 tane kulüp var yeterli desteği alamadıkları için gerekli hizmeti veremiyorlar Her kulübü birilerinin desteklemesi gerekiyor her sıkıntıyı aşıyor göğüs geriyoruz. Çemberin dışına çıkamıyoruz. En az 500 bin kişinin dağlarla buluşması lazım.

 

*Türkiye’nin dağları için ne diyeceksiniz?

Niğde için dağcıların Mekke’si derler. Eskiden Büyük Demerkazık’ı en yüksek nokta olarak bilirdik. Şimdi Kızılkaya olduğunu çözdüler. Yüzlerce zirve vardır. Gerçek dağlar oradadır.

 

*Gençlerin dağcılığa ilgisi var mı?

Gençlere ulaştığımız zaman ‘Evet’ diyorlar. Önemli olan Milli Eğitim’le koordineli olarak gençlere dağcılığı tanıtmamız lazım. Bizler gönüllü olarak hazırız ücretsiz olarak biz eğitim vermeye, çocukları dağlara götürmeye hazırız. Önemli olan koordineyi sağlamak.

 

*İnmek mi, çıkmak mı zor?

Her zaman için inişler zordur. Çıkıyorsunuz keyifle zorluğa katlanıyor zirve yapıyorsunuz. İnişte de vitesi boşa alıyor bütün kazaları inişte yapıyorsunuz.

 

*Sizi dağlara çeken şey nedir?

Dağlarda ne yok ki? Her şey çekiyor. Dağların sessizliği sessizliğin sesini dinlemek o zorluğun tadını çıkarmak zirveye ulaşmış olmanın mutluluğunu yaşamak kimsenin çıkamadığı rotadan yukarı çıkmak o kadar güzel ki. Sizin kendinizle hesaplaşmanız gerekiyor. Ne denli dayanıklısınız? Fiziksel olarak dayanışma olarak bu gücü ortaya koyuyor. Orada kendinizle hesaplaşma olayı var. Dağlar eğitimli olduğunuz sürece güvenlidir. Antalya’da her türlü dağ var. Antalya dünyanın en harika şehirlerinden bir tanesi. En zor yerlerden bir iki tanesi Geyik Zirvesi. Ve Sıçan Adası’nın hemen karşısında Acısu’dan girince sol tarafta 928 metre yüksekliliğinde, ilk kez ben çıktım o dağa. Tırmanışım rahmetli annemin ölüm yıl dönümüne denk geldiği için, ekibimizin teklifi ile o tepeye Ballık Sinsilesi Güldane Tepesi adını verdik.

 

* Yukarılarda hava nasıl?

Dağların tepesinde hava esiyor. Mevsimine, yüksekliğine göre değişir hava.  Antalya’da doğa olarak çok harika bir bölgedeyiz. O kadar çok kanyon var ki Ahmetler Kanyonu dünyanın en meşhur kanyonlarından bir tanesi. Ahmetler Kanyonu’nu bir türlü tanıtamıyoruz. Altınbeşik Mağarasını da tanıtamıyoruz. 25 yıldır bu işi yapıyorum hala çıkmadığım dağlar var. Beydağları’nın, Antalya’nın zenginliğinden söz ediyorum. Antalya şelaleler şehridir. 10 km. ileride Yukarı Karaman’da Güver Kanyonu’nun başlangıcında 60 metre dökülen bir şelale var kimse bilmez biz tanıtamıyoruz. İnsanların ilgisini çekemiyoruz. Alternatif turizm olarak çok zengin Antalya. Legal 6 kulüp varken, internetten oluşan illegal 50’ye yakın grup var. Bu gruplar kulüplerin işlerine sekte vuruyor. Legallerin üzerine gidilirken illegallerin üzerine gidilmiyor.

 

 

Muharrem Koç kimdir?

Türkiye Dağcılık Federasyonu Antalya Dağcılık İl Temsilcisi,  Antalya Dağcılık ve Doğa Sporları Kulübü’nün (ADDK) 2’nci başkanı. Ankaralı eski milli sporcu,  spor akademisi mezunu. Cenevre’de 25 yıl yaşamış. Cenevre’de güzel sanatlar okuyup mezun olmuş. 14 yıl yağlı boya tablo sergilemiş. Engelli çocuklar üzerine yapmış olduğu doktorası yarım kalmış. 1980’den bu yana engelli çocuklar için uğraş veriyor. 2014 yılında 10 tane görme engelli çocuğu Ağrı’ya çıkarmayı başarmış. Bu sene de Aralık ayında Afrika’nın en yüksek Kilimanjaro Dağı’nda, Tanzanya’nın Kilimanjaro’suna 12 tane görme engelli ve 18 dağcı ile çıkacak. Liderleri kendisi olacak.

 

RÖPORTAJ: Esra ALTUNKES